Futbol Sistemleri : Diziliş
dizilis

Futbol Sistemleri : Diziliş

Futbol Sistemleri ve Taktik uyumu

Daha önceki yazımızda Futbol Taktikleri ile ilgili genel bilgiler vermiş ve taktik başarının oyuncuların saha içindeki dizilişleri ile uyumlu olması gerektiğinden bahsetmiştik. Bu yazımızda ise bu dizilişlerin (sistemlerin) tarihsel gelişimi, modern futbolda karşılıkları ve detaylı açıklamalarına yer vereceğiz.

Konuya Taktik ve Sistem’in birbirinden farklı kavramlar olduğunu belirterek başlayalım. Taktik kavramını kabaca Hücum ve Savunma dengesinde oyuncular arasındaki iletişim ağının (pas trafiğinin) yapılandırılması olarak tanımlarsak, Sistem (diziliş) kavramını da oyuncuların bu taktik amaca uygun olarak, önceden planlamış şekilde saha içindeki pozisyonları olarak ifade edebiliriz.

Bir teknik adam, yapacağı maç için sistemini oluştururken önce takımının güçlü ve zayıf yanlarına bakar, sonra aynısını rakip takım için yapar. Oyuncularının bireysel yeteneklerini de göz önünde bulundurarak oluşturacağı taktik ve saha dizilişi, rakibin avantajını yok etmeyi ve kendi takımının dezavantajını da avantaja çevirmeyi hedefler. Eldeki oyuncu kaynaklarını, toplam faydayı kollektif olarak maksimize edecek şekilde kullanmak ve en uygun kombinasyonu yaratmak bir teknik adamın temel görevidir.

Futbol sistemleri ‘nin tarihsel gelişimi

“Tarihten günümüze değişen futbol kuralları” başlıklı yazımızda da değindiğimiz gibi, izlediğimiz modern futbol oyunu çok farklı evrelerden geçerek bu günkü şeklini almıştır. İlk başlarda maçlar, bireysel olarak her oyuncunun gol atma hedefi ile sahada oynanırken gelişen ve değişen futbol kuralları ile daha çok takım oyununa dönüşmüş ve bununla birlikte de sistemler gelişmeye başlamıştır.

1863 yılında kurulan Futbol Birliği, oyuncu sayısını 11 kişi ile sınırlamış, 1871 yılında bu 11 oyuncudan birisi “Kaleci” olarak tanımlanmış ve topu elle tutma hakkı sadece kaleciye verilmiştir. Böylece 1 kaleci 1 defans ve 9 hücum oyuncusu ile ilk sistem oluşmuştur. İskoçyalılar 1872 yılında ilk kez 2-2-6 sistemiyle sahaya çıkmışlar ve defansif düşüncenin temellerini atmışlardır.

Sürekli değişen ve gelişen oyun kuralları da sistemlerin gelişmesini zorunlu kılmıştır. Özellikle 1866 yılında getirilen ofsayt kuralı sistemlerin oluşumuna etki etmiştir. İlk kural kaleci ile hücum oyuncusu arasında en az 3 rakip oyuncu şartı ararken, 1925 te bu sayı 2 ye indirilmiştir. Bu değişiklikle İngilere’de 2-3-5 Piramit Sistemi ortaya çıkmıştır. Bu sistem Avusturya’da (Danube School) İtalya’da Metodo (2-3-2-3 şeklinde) ve İsviçre’de Riegel sistemlerine öncülük etmiştir.

WM sistemi

Yine 1925 yılında değişen ofsayt kuralıyla birlite ortaya çıkan bu farklı sistem, oyuncuların sahada sisteme adını veren harflere benzeyecek şekilde dizilmelerini gerektirir. 1925 yılında Arsenal London kulübünün başına geçen Herbert Chapman, reformist bir yaklaşımla ortasaha oyuncularından birisini stoper mevkiine çeker, iki orta saha oyuncusunu da defansif olarak hücumu destekleyecek şekilde konumlandırır. Başarılı olmak için orta sahayı güçlü tutmak gerektiğine inanan Chapman, 2 iç ve 2 dış orta saha oyuncusu ile ortada bir dörtgen oluşturur. Bu sistem bir çok İngiliz takımı tarafından da benimsendi ve uygulandı. Değişik uyarlamaları yapılmaya çalışılsa da Chapman’ın sistemi kadar başarılı olamadı. Bu sistem, Alex James ile futbol tarihindeki ilk “Oyun Kurucu” sunu da yaratmış oldu

Günümüze uzanan Futbol Sistemleri

  • 4 – 4 – 2

2000’lerin futbolunun en yaygın sistemi olarak bilinir ki hatta bir dergiye de ismini vermiştir (FourFourTwo) Orta saha oyuncularının savunma ve hücumu desteklemek için çok daha fazla efor harcamaları gerekir. Merkezi ortasaha oyuncularından birisi adam markajı yaparak defansa destek verirken, diğerinin mümkün olduğu kadar sıkça ileriye çıkarak forvetlere destek vermesi beklenir. Ortasahanın kanatlarındaki oyuncular ise hücumda kanatlardan topu kale çizgisine taşımalı, savunmada da pres yaparak defans oyuncularının yükünü hafifletmelidir.

Defansta ise kanatlardaki oyuncular alan markajı yaparken ortadaki iki defans oyuncusunun görev paylaşımı ve uyumu (tandem) çok önemlidir.

1980-90 lı yıllarda Milan bu sistemin tipik örneği olmuş ve 3 Avrupa Kupası, 2 Dünya Kulüpler Kupası ve 3 UEFA Süper Kupası kazanmıştır.

4-4-2 sistemi forvet oyuncularından birisinin (ki daha yaratıcı olanın) forvet arkasına alınması ile 4-4-1-1- e çevrilebilir.

  • 3 – 5 – 2

4-4-2 ye göre daha yeni bir sistem olan 3-5-2 de, defansta 3 kişi görev yapar. Bunlardan biri libero, diğer ikisi de bu oyuncunun önünde hücumu kesen stoperlerdir. Defansta en önemli görev liberonundur. Stoperlerin adam kaçırması durumunda libero devreye girer.

Ortasahayı güçlü tutan bu sistemde 5 ortasaha oyuncusundan 2 si kanatlarda, 3 ü de orta alandadır. En merkezi orta saha oyuncusu ise stoperlerin önünde savunmaya destek vereceği gibi, hücumda da kurucu rol oynar.

Kanat oyuncuları saha boyunca (sahanın dik olarak kendilerine ayrılan 1/3 lük bölümünde) bir koridor oluşturup hücuma çıkar ya da defansa destek verirler. Alan markajı ile modern bir futbol görünümü sunan bu sistemde 4 lü defansa göre 1 eksik adam olması orta saha oyuncularının yükünü arttırır. Bu nedenle orta sahada görev yapacak futbolcuların hem fizik-kondisyon hem de teknik olarak üstün olmaları gerekir.

Bu sistem duruma göre 3-4-1-2 veya 3-4-2-1 şeklinde de uygulanabilir.

  • 4 – 3 – 3

Bu sistem 4-2-4 sisteminden geliştirilmiş ve 1962 Dünya Kupasında Brezilya tarafından uygulanmıştır. Hücumdan alınıp ortasahaya eklenen bir oyuncu, hem defansı güçlendirmiş hem de orta sahada daha farklı etkiler yaratılmasına olanak sağlamıştır. Sistemde ortadaki 3 oyuncu birbirine yakın oynar ve hem defansı hem de hücumu destekler. Orta alanın desteği ile savunma dengesi güçlüdür.

Defansta 2 kanat-bek ve 1 stoper adam markajı yaparken geride kalan 1 libero da alan markajı yapar ve zaman zaman öndeki savunma bloğunun içine girerek ofsayt taktiği uygular.

1960-70 lerde İtalya, Arjantin ve Uruguay’da olağan 4-3-3 dizilişinde bir defansiif orta saha ve 2 atak ortasaha oyuncusu ile bu diziliş kullanılıyordu.

  • 1 – 3 – 3 – 3

Bu sistem savunma ağırlıklı bir dizilişe sahiptir. 3 lü savunma bloğunun arkasında bir libero bulunur. Bu oyuncu rakip oyunculardan her hangi birisini tutmak görevi taşımadan alan markajı yaparak savunma bloğunun da adam markajına olanak verir ve stoperleri sürekli uyararak pozisyon hataları yapmalarını önler. Libero aynı zamanda sürpriz bir şekilde hücuma da çıkarak rakibi zor durumda bırakır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

12 − 2 =