Bu kardeşlik sürmeli… #Direngeziparki

Bu kardeşlik sürmeli… #Direngeziparki

Değerli okuyucu,

Türkiye’de son 6 günde yaşanan olaylar hem toplumsal hem de siyasi tarihimize derin harflerle kazınmıştır.

Bu eylemler ne bir siyasi partinin, ne bir örgütün ne de ülke dışı güçlerin yarattığı bir oluşumdur. Aynı zamanda bu eylemler ne bir siyasi partiyi, ne iktidarı ne de bir karşıt ideolojiyi hedeflemiştir. Bu eylemler tamamen halkın bireysel inisiyatifi ile kendiliğinden büyüyen ve direkt olarak Başbakan Tayyip ERDOĞAN’ı hedef alan eylemlerdir. Sorun üslup, hoşgörüsüzlük ve anlayışsızlık sorunudur.

Bu patlamayı yaratan birikimlere gelince; (nedeni çok ama hatırladıklarımızı yazalım)

– Başbakan, APO ya “SAYIN” ifadesini kullanarak büyük tepki aldı.
– Terör kurbanı şehitlerimizden sayı ile bahsederken “KELLE” lafını kullandı.
– İzmir’deki bir konuşmasında “Demokrasi bir amaç değil ARAÇTIR” ifadesini kullandı.
– Balıkesir’deki bir konuşmasında şehit cenazelerine tepki veren bir vatandaşa “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir” dedi.
– “Anamız ağlıyor” diyen çiftçiyi, “ANANI DA AL GİT” diyerek azarladı.
– Alkol yasasını savunurken, isim vermeden “İKİ AYYAŞ” sıfatını kullandı.

Bunlar hatırlayabildiklerimiz. Bir de yine hatırımızda kalan ve AKP iktidarı sürecinde alınmış tartışma yaratan kararlar var;

– Kürtaj yasası ve “Tecavüze uğramış kadınların kürtaj hakkı” oldukça tartışıldı.
– Resmi kurumların tabelasındaki T.C ibaresini kaldırma girişimi büyük tepki topladı.
– Alkol ve Sigara ile mücadelesi ile “Herkes en az 3 çocuk yapmalı” telkini, bireyin yaşam tarzına müdahale olarak görüldü.
– ATATÜRK’ün bizlere hediye ettiği bayramlarımızın kutlanmasına sınırlamalar getirilmesi halkı yine sokaklara döktü.

… ve bardağı taşıran son damlalar;

– Başbakanın, Taksim’in orta yerindeki yeşil alanı -içinde AVM yi de barındıran- “Topçu Kışlası Projesi” adı altında betonlaştırma kararı,
– Buna tepki veren ve Gezi Parkı’nda nöbete başlayan bir kaç iyi insanı, çadırlarını yakarak-biber gazı sıkarak dağıtma girişimi,
– “Biz %50 çoğunluğuz, istediğimiz kararı alır ve uygularız” tutumunun sürdürülmesi,
– Yine Başbakan’ın, güvenlik güçlerinin bu eziyetine tepki veren ve kalabalıklaşan halkı “Bir kaç çapulcu” diyerek aşağılaması,
– Yine Başbakan’ın tüm Türkiye sokaklarına yayılan ve talepleri sadece bu karardan geri adım atılması olan kalabalıkları hiçe sayan, provoke edici açıklamaları.
– Emniyet güçlerinin, sokağa dökülen bu halkı düşman olarak görmesi ve aşırı şiddet kullanması.

Sonuç : 22 yaşındaki Abdullah CÖMERT kardeşimizin ölümü, yüzlerce yaralı ve binlerce gözaltı…

Gencecik bir insanın ölümüne sebep olan bu şiddet, bu inatlaşma neden? HALK ile POLİS arasında yaratılan ve uzun süre akıllardan silinemeyecek bu düşmanlık neden? Başbakan’ın ve Cumhurbaşkanı’nın bu yaşananlara karşı bir uzlaşma çabasına girmeyişi, bu inatçı tavrı neden?

Dileğimiz, TAKSİM Gezi Parkı’nda sökülen bir kaç ağaç ile başlayan ve tüm Türkiyeyi sokaklara döken bu olayların daha da büyümeden, bu masum kalabalıkların arasına sızan provokatörlerin olayları daha vahim noktalara taşımasına izin verilmeden bir an önce çözülmesidir.

Bu eylemler sırasında gördük ki, bu ülke halkı Kürdüyle-Türküyle, Alevisiyle-Sünnisiyle, Zenginiyle-Fakiriyle, Beşiktaşlısıyla-Fenerbahçelisiyle-Galatasaraylısıyla bir bütündür. Bugün gördüğümüz bu zengin ve çok renkli tabloyu unutmayalım, unutturmayalım…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

8 + 9 =